ÇORUM, YOZGAT, KIRŞEHİR, KIRIKKALE VE ÇANKIRI YÖRESİNDE
KURULMUŞ VİLAYET, KAZA VE NAHİYELER
Hatuşaş Şehri; M.Ö.1800-1200 yılları arasında hüküm sürdükleri belirtilen Hititlerin Başşehridir. Yakın geçmişimizde “Boğazköy”, günümüzde Boğazkale İlçesinin bulunduğu yer olan bu şehir, zamanında yörenin merkezi olduğu anlaşılır. Charsianon Vilayeti;Galat ve Bizans döneminde önemli bir yerleşim yeri, merkezinin Yerköy İlçesine bağlı Büyüknefes Köyü olduğu belirtilir.Taviom Şehri; Galatların, en önemli şehridir. Merkezini, günümüzde Yozgat İline bağlı “Dambasan Köyü” oluşturduğu ve Hititler döneminde adının “Arina” olduğu bilgileri aktarılır.
Kara Hisâr-ı Demürlü Bölgesi;Kara Hisâr-ı Demürlü 1075 yılı yaz aylarında feth edilmiş ve Danişmentli yönetimindeki Türklerin eline geçmiştir. Danişmentli-Selçuklu ve Osmanlı döneminde uzun süre bölgenin “merkezi” durumunda bulunmuş önemli bir şehirdir.
Bu şehrin yeri ve önemi ile ilgili bilgiyi 1101 yılında yapılan Haçlı Seferini konu eden kaynaklardan öğrenmekteyiz.Bu Haçlı Seferinde “Haçlı ordusu komutan Tzitos komutasında, İznik (İzmit) teki karargahını boşaltıp, 60.000 kişilik ordusuyla Danişmentli Devletinin merkezi Amasya ve Niksar’ı hedef alarak saldırıya geçti. Selçukluların düşüncesi Haçlıları, Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelere çekmek, orada sıkıştırmak olduğundan direniş göstermediler ve Haçlı ordusu bir hafta da (23 Haziran) Ankara’ya geldiler.Üç gün Ankara Kalesinde dinlenen ordu, tekrar yürüyüşlerine devam ettiler. Yahşihan’a varınca komutan Tzitos, öncü “istihbarat” birliklerini göndererek geçiş güzergahı ve yol güvenliği hakkında bilgi istedi. Birlikler güzergah üzerinde tahkikatlarını yaptılar ve komutan Tzitos’a “güzergah üzerinde kurulmuş Kara Hisâr-ı Demürlü ve Çorum şehirleri mıntıkalarına yerleşmiş Müslüman ahalinin orduları için tehlike oluşturacak, kalabalık ve güçte olduğunu bildiren” raporlarını sundular.Raporu okuyan komutan Tzitos ordusunun geçiş güzergahını değiştirerek daha az Müslüman Türk’ün yaşadığı Çankırı istikametine çevirdi.” Denilmektedir.Bu tarihi bilgi ile söz konusu yıllarda Kara Hisâr-ı Demürlü bölgenin merkezi olduğu ve kitabımıza konu olan “Sungurlu, Bayat, İskilip, Uğurludağ, Alaca, Boğazkale, Yerköy, Delice, Akçakent, Çiçekdağı, Balışeyh, Sulakyurt, Kalecik, Eldivan, Şabanözü, Kızılırmak Yöresi” ni içerisine aldığı anlaşılır.1174 yılında gerçekleşen başka bir Haçlı Seferinde güzergah olan Kara Hisâr-ı Demürlü yöresi, 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşında Selçukluların yenilmesiyle Moğolların hâkimiyetine girmiş ve bu savaşta Kara Hisâr-ı Demürlü yöresinde kanlı çatışmalar meydana gelmiştir. Moğollarla yapılan bu savaşta Melik unvanıyla anılan, Selçuklu Sultanı Mesud’un Kara Hisâr-ı Demürlü kalesinde, şiddetli çatışmalar sonrasında esir alındığı kaynaklarda yerini almıştır.XV. Yüzyıl son çeyreğinde bu önemini bir nebze yitirmiş gözüken Kara Hisâr-ı Demürlü, Çorumlu Livası, Çorumlu kazasına bağlı kaza olduğu bilgileri aktarılmış ve bu kazanın Kale adı verilen küçük bir de kasaba veyahut divan niteliğinde yerleşim yeri bulunduğu belirtilmiştir.Kara Hisâr-ı Demürlü 1566 yılında Çorum Livasına bağlı kaza; 1673,1794, 1798, yıllarında Çorum Vilayetine bağlı kaza statüsünü sürdürdüğü ve 1869 yılında Amasya’ya bağlı kaza iken lağv edilip, bağlı köylerinin çevre kaza ve köylere dahil edildiği belirtilmiştir. XV. Yüzyılın son çeyreğinde Kale adı verilen ve yukarıda belirtildiği gibi bağlı üç köyü bulunan bucak büyüklüğünde ki yerleşim yerinin geliştiği ve 1530 tarihli kaynaklarda nahiye olarak kaydedildiği görülmektedir.Ayrıca, bu yerleşim yerinin 1710, 1726, 1780, 1808, 1818, 1829, 1843 yıllarında Kara Hisâr-ı Demürlü Kazasına bağlı “Kara Hisâr-ı Demürlü Nahiyesi” adıyla nahiye statüsünü sürdürdüğü belirtilmektedir.Bu yerleşim yerleri hakkında kapsamlı bir araştırma yapılıp ilim camiasının hizmetine sunulamamış, yapılan bir iki küçük çalışmada çok cılız kalmış ve sağlıklı bir sonuç elde edilememiştir.Yaptığımız arşiv ve alan araştırmalarında Kara Hisâr-ı Demürlü Kazası’nın “merkezi” Sungurlu İlçesi “Yörüklü Beldesi“ civarında;Kara Hisâr-ı Demürlü Nahiyesi’nin “merkezi”ise, Sungurlu ile Çorum arasında bulunan Kalehisar “Kara Hisar Köyü” civarında olduğunu tarihi vesikalar ve günümüze intikal etmiş yapı kalıntılarından anlaşılmıştır.Kara Hisâr-ı BehramşahNahiyesi; XIII. Yüzyılda önemli bir yerleşim yeri olan bu şehrin nüfusu 1470 tarihinde 1434 olduğu ve Mülaşim adı verilen kalesi ile birlikte merkeziningünümüzde Yozgat İli Akdağmadeni idari sahasında bulunan “Çalışkan Köyü” mıntıkasında bulunduğu belirtilir.
1485 yılında Zile Kazası idari sahasına dahil olduğu belirtilen bu yerleşim yeri ve kale kalıntı taşlarının yeni yapılarda kullanılmak üzere köylüler tarafından alındığı belirtilen konulardandır.
Çorum İli;Bizans döneminde “Yenkoniye” adıyla anılmakta olup, 1075 yılında Danişmentli beyi Melih Ahmet Gazi tarafından fethedilerek Türklerin eline geçmiştir. Adını, Oğuzların Çor’um-lu Oymağından almış ve zamanla bu ad üzerinden “lu” edatı düşerek Çorum adı kalmıştır.Çorum İli, 1075, 1240, 1398, 1400 tarihlerinde önemli bir şehir, XV. Yüzyıl sonları ve 1530 yıllarında Liva statüsünde; 1864 yılında Yozgat Sancağı ve Ankara Vilayetine bağlı kaza; 1894 yılında Ankara Vilayetine bağlı sancak; 1924 yılında Vilayet statüsü almıştır.Kırıkkale İli; Adını, yörede bulunan “Kırık Aşireti” bireyleri tarafından kurulmuş mezra ile söz konusu mıntıkada bulunan kale adlı mevkiden almıştır. 1925’li yıllara kadar 12 haneli küçük bir mezra iken, MKEK. Fabrikalarının yapılmasıyla gelişmiş, 1929 yılında bucak, 1941 yılında belediye, 1989 yılında da il olmuştur. Yozgat İli; 1530 yılında Bozok adıyla Zülkadiriye Eyâletine bağlı “Sancak” bu sancağın merkezi günümüzde Şefaatli İlçesi mıntıkasında bulunan “Kızılkocalı” adlı yerleşim yeri, XVI. Yüzyılda Sivas Eyâletine bağlı “Sancak”, 1846 yılında Bozok adıyla “Eyâlet”, 1849 yılında Bozok Eyâletinin merkezi, 1867 yılında Ankara Vilayetine bağlı “Sancak”, 1924 yılında Bozok adıyla “Vilayet”, 1927 yılında Yozgat adını alarak “Vilayet” olarak kayıtlarda yer almıştır. Kırşehir İli;1520 yılında Bozok-Zülkadiriye Eyâletine bağlı “Kaza”, 1530 yılında Karaman Eyâletine bağlı “Sancak”, daha sonra Niğde Eyâletine bağlı “Kaza”, 1870 yılında Ankara Vilayetine bağlı “Sancak”, 1924 yılında Kırşehir adıyla “Vilayet”, 1954 yılında Nevşehir İline bağlı “Kaza”, 1957 yılında Kırşehir adıyla “Vilayet” olduğu vesikalarda belirtilmektedir.Çankırı İli;Eski adı “Kengiri” olan bu ilimiz, 1530 yılında Anadolu Eyâletine bağlı sancak, 1846 yılında Ankara Eyâletine bağlı sancak, 1867 yılında Kastamonu ve Bozok Eyâletine bağlı sancak iken, 1924 yılında yapılan idari düzenlemede kendi başına vilayet olmuştur. 1925 yılında adı değiştirilmiş“Çamkırı”adı verilmiş ancak, daha sonraki yıllarda tekrar eski haline getirilmiş ve Çankırı adıyla anılmaya başlamıştır.Budak-özü Kazası; Adını, yörede yerleşmiş Dulkadirli beylerden Şah Budak Beye bağlı “Budak Aşireti” ile Moğolların “Özü Aşireti”nden almıştır. Sungurlu İlçesi ve bu çevrede bulunan Budaközü Çayı yanlarında kurulmuş “Sunguroğlu, Kalınsaz” adlı şehirleri içerisine alır. Başka bir ifadeyle bu şehirlerin ortak adı olup, 1530 tarihinde 155 bağlı mezra ya da karyesi bulunduğu bilgileri aktarılır. Budaközü, XV. Yüzyıl sonlarında kaza, 1530 yılında nahiye, 1551 yılında Sivas-Tokat Livasına bağlı nahiye; XVI ve XVII Yüzyılda merkezi Yozgat’ta bulunan Sivas Eyâletine bağlı nahiye; 1866 yılında Ankara–Bozok Eyâletine bağlı kaza; 1867 yılında Çorum-Ankara-Bozok Eyâletine bağlı kaza ve 1924 yılında kaza olarak kaynaklarda yer almıştır.Sungurlu Kazası:Adı, Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı Boyu ile Üçok Koluna bağlı, Bayındır Boyunun sembolü olan bugün akdoğan adı ile bilinen av kuşundan geldiği ve bundan dolayı Türklerde erkek adı olarak kullanıldığı bilinir.XVI. Yüzyılın ilk çeyreğinde “Sungurlu Mezrası” adıyla küçük bir köy olduğu belirtilir. Ünlü seyyah Evliya Çelebi 1644 yılında kaleme aldığı Seyahatname adlı eserinde Budaközü’nü kaza olarak bildirip, “Sungur içi” Sungurlu’yu, “Hüseyinova” yani, Alaca kazasından büyük bir nahiye olduğu bilgilerini vermekte ve burada Sunguroğlu hanedanına ait büyük evliyaların nazarğahı durumunda bulunan, Dört yüz yıldan beri taşları aşınmamış bir su değirmeninin bulunduğu bilgilerini aktarmaktadır. Evliya Çelebinin verdiği bilgilerden anlaşılacağı gibi Sungurlu’nun kuruluş tarihi fetih yıllarına uzanmaktadır. Tarihi kaynaklarda “Kara Hisâr-ı Demürlü-Budaközü-Kalınsaz” adlarıyla anılan Sungurlu İlçesi, XVI. Yüzyılın ilk çeyreğinde karye; 1754 yılında Yozgat-Sivas Eyâletine bağlı nahiye; 1794 yılında Çorum-Yozgat, Sivas Eyâletine bağlı nahiye; 1866 yılında Bozok Sancağı Ankara Vilayetine bağlı kaza; 1924 yılında Çorum’a bağlı kaza olduğu belirtilmiştir.Kalınsaz Nahiyesi: 1530 tarihli kaynaklarda Yörükhan taifesine mensup kişilerin yaşadığı Budaközü Kazası’na bağlı kışla, daha sonraki yüzyıllarda kasaba olarak kaydedilmektedir.Bilindiği üzere yörede saz, akarsu kenarlarında oluşmuş kamış türü düzensiz bitkilere verilen isimdir. İlçe arazisinin doğusundan başlayıp, batısına kadar uzanan akarsu kenarları bu bitkilerle örtülü olması, adını buradan almış olacağını tabii kılmaktadır.Sungurlu İlçesi Fındıklı Köyünde yaşayan köklü bir sülalenin soyadı olarak Kalınsaz adı almış olmaları Kalınsaz adlı yerleşim yerinin bu civarda olacağını kuvvetlendirmektedir.Boğazkale İlçesi;Çorum İline bağlı olan bu ilçemizin kurulduğu yerin, Hititlerin merkezi “Hatuşaş”olduğu bilinir. 1530’lu yıllarda “Kalekışla” adıyla küçük bir yerleşim yeri olduğu belirtilen ilçe, bazı dönemlerde Boğazköy adıyla anıldığı ve 1935 yılında Yekbas (Evren) Nahiyesinin devamı olarak nahiye statüsü aldığı belirtilir. Boğazkale, 1967 yılında belediye, 1987 yılında da ilçe statüsü almıştır. İskilip Kazası; Bizans döneminde “Neoklauniopolis” adıyla bilinir ve 1075 yılında Danişmendli beyi Gümüştekin Ahmet Gazi tarafından fethedilmiştir. XV. Yüzyıl kaynaklarında önemli bir yerleşim yeri olduğu ve bu yerleşim yerine bağlı 101 mezra bulunduğu bilgileri aktarılır.1530 yılında Çorum Sancağı, Rum Eyâletine bağlı kaza, 1847 yılında Çorum-Amasya Sancağı, Sivas Eyâletine bağlı kaza, 1872 yılında belediye statüsü almış, 1894 ve 1924 yıllarında Çorum’a bağlı bir kaza olduğu kaydedilmiştir. Katar Nahiyesi; Adını, Moğol-Tatar Aşiretlerinden almıştır. Bu yerleşim yeri günümüzde Sungurlu, Bayat, İskilip ve Kızılırmak ilçeleri arasında bulunduğu, tarihte “Demirci, Katarsarayı ve Tahte’t Tarik” adıyla da anıldığı belirtilir. XV. Yüzyıl sonu ve XVI. Yüzyılın ilk yarısında Çorum Livasına bağlı nahiye; 1556 yılında Çorum Livasına bağlı kaza; 1716 yılında İskilip Kazasına bağlı nahiye; 1819 yılında “Katarsarayı” adıyla ile kaza olduğu ve bu kazanın “Oruçoğlu, Kötüaluç, Çulhalar, Hallişemişler, Dağkesen, Alibeğli, Hacıhaliloğlu, A. Kıvlı, Kurusaray, Yanoğlu” adıyla bağlı karyeleri olduğu belirtilmiştir.Tahta’t Tarik Nahiyesi;Katar adlı nahiye olduğu sanılır. Bu sanımıza kaynak ise bağlı köylerinin aynı köyler olmasıdır.Kanuni dönemineaitkaynaklar, bu nahiyenin İskilip İlçesine bağlı olduğu ve On altı mezra ya da kışlağı bulunduğu bilgilerini aktarmaktadır. 1590 tarihli kaynaklarda Çorum merkeze bağlı olduğu belirtilen, Tahta’t TarikNahiyesine bağlı köylerle ilgili bilgi ek bölümde verilmiştir.Fevka’t Tarik Nahiyesi; XV. Yüzyıl sonunda Divan; XVI. Yüzyılın ilk çeyreğinde Çorum Livası İskilip Kazasına bağlı nahiye; 1847 yılında Tahta’t Tarik adlı yerleşim yeri ile birlikte anılarak kaza olduğu kaynaklarda yer almıştır.Uğurludağ İlçesi; Eski adı “Kızılviran - Kızılören”olan ilçenin 1530 tarihinde Kara Hisâr-ı Demürlü Kazasına bağlı mezra olduğu kaydedilir. 1929 yılında nahiye olmuş, 1959 yılında bugünkü adını almış, 1969 yılında belediye, 1987 yılında ilçe olmuştur.Bayat-özü Kazası; Adını, “Bayat Boyu” ile Moğolların “Özü Aşireti” mensuplarındanalmıştır. XV. Yüzyıl sonunda Çorum Livasına bağlı Divan; 1520 yılında Çorum Livasına bağlı nahiye olduğu bilgileri aktarılmıştır. XVI. Yüzyıl kaynaklarında bağlı 26 mezra-karyesi bulunduğu ve bunlardan önemli oranda Tatar Aşiretlerine mensup taifelerin yaşadıkları bilgileri aktarılır. Bayat-özü Kazası 1936 tarihli haritalarda “Alagöz” adıyla da yer alan, Bayatözü (Bayat) 1958 yılında kaza statüsü almış ve Çorum İline bağlanmıştır.Hüseyin-Abâd Nahiyesi; Hititler döneminde “Etonia”, Türk hâkimiyetinden sonra Hüseyinova adıyla anıldığı belirtilmektedir. Adını, Anadolu’nun fethinde büyük emek vermiş ve bölgede yaşadığı kabul edilen ünlü eren “Hüseyin Gazi” den aldığı anlaşılır.Bu günkü “Alaca İlçesi”nin eski adı olup, 1530 tarihinde Tokat-Sivas Livasına bağlı nahiye olduğu ve 1530’lu yıllarda bağlı 12 mezra-karyesi bulunduğu kaydedilir.1846 yılında Bozok Eyâletine bağlı kaza, 1867 yılında Çorum merkeze ve Ankara Vilayetine bağlı kaza, 1919 yılında Çorum’a bağlı kaza statüsü aldığı belirtilmektedir. 1954 yılında aynı mıntıkada bulunan Yörükhan taifesine mensup insanların yaşadığı “Alaca”adlı,köyün gelişip büyüyerek Hüseyin-Abâd’ın yerini aldığı yine aktarılan bilgilerdendir.Emlak Divanı; 1530 tarihli Osmanlı Vesikalarında Sungurlu İlçesi ile Çorum İli arasında gösterilir. Söz konusu yüzyılda bağlı 20’yi aşkın karye-mezrasının bulunduğu ve bu yerleşim yerinin daha sonraki yüzyıllarda “Kara Hisâr-ı Demürlü” adıyla anıldığı bilinir.Konur Nahiyesi;Adını, Delice kışlaklarını yurt edinmiş ve işgal kuvvetlerini buradan yönetmiş Moğolların ünlü Şehzadesi “Kongurtay”dan aldığı anlaşılmaktadır.Tarihi kaynaklarda yörede Konur adlı kaza ya da nahiye statüsünde iki ayrı yerleşim yeri bulunduğu bilgileri aktarılır. Ankara ve Kırşehir’e bağlı olduğu belirtilen bu yerleşim yerleri Konur Zir ve Konur adıyla kaynaklarda yer almaktadır.Birisinin merkezini Kırşehir’in kuzeyinde, günümüzde Çiçekdağı İlçesi idari sahasında bulunan “Konurkale”, diğerinin de günümüzde Kırıkkale İline bağlı olan Sulakyurt İlçesinin olduğunu anlamaktayız.Bilindiği üzere, Sulakyurt İlçesi tarihte Kozlu, Eşme, Şeyh Şâmi ve Konur gibi adlarla anılmış yerleşim yerlerinin devamıdır.Delice-özü Nahiyesi; Nahiye merkezi Delice Irmağı üzerinde bugünkü Yerköy İlçesi ile Sekili Kasabası arasında bulunan “Delice Köyü” olduğu sanılır. Bu köyün daha sonraki yıllarda terk edildiği ve günümüzde bir arazi durumuna geldiği görülür.1530, 1548, 1703 yıllarında Bozok Livasına bağlı nahiye olduğu belirtilir. Daha sonraki yüzyıllarda Karabekir Karyesi’nin gelişmesi üzerine Delice şehri merkezini buraya taşındığı anlaşılır. 1928 yılında Keskin Kazası Ankara Vilayetine bağlı nahiye; 1944 yılında Kırıkkale Kazasına bağlı nahiye; 1960 yılında Ankara’ya bağlı kaza; 1989 yılında da Kırıkkale’ye bağlı kaza olduğu kaynaklarda yer almıştır.Keskin Nahiyesi; Yörede birbirine sınır olan iki ayrı Keskin adlı kaza veyahut nahiye statüsünde yerleşim yeri bulunduğu XVI ve XVIII Yüzyıla ait vesikalarda belirtilmektedir.Kırşehir ve Çankırı Keskin’i adıyla kaydedilen bu yerleşim yerlerinden Kırşehir Dinek Keskin’i,günümüzde Kırıkkale İline bağlı Keskin İlçesi olduğu anlaşılırken, Çankırı Keskin’i adıyla yer alan nahiyenin Sulakyurt, Balışeyh ve Delice İlçesi ara bölgesinde bir yer olduğu anlaşılmaktadır.[1]Bu yerleşim yerlerinin birbirine sınır olması ve geçmiş yüzyıllarda yapılan idari değişikliklerin sık sık yapılması söz konusu yerleşim yerlerinin karıştırılması, başka bir ifadeyle aynı yer kabul edilmesine neden olmuştur. Çankırı Vilayetine bağlı Keskin Nahiyesi idari sahasında “Konur” adıyla bir nahiyenin 20’yi aşkın köyün bulunduğunu XVI ve XVIII Yüzyıl ilk çeyreğine ait vesikalar günümüze aktarmaktadır.Salmanlı-Süleymanlı Nahiyesi; Bugünkü Salmanlı Kasabasının bulunduğu yere tekabül etmekte ve bazı yıllarda Süleymanlı-Kayadibi adıyla da kaydedilmektedir. XVI. Yüzyıla ait bir kaynakta bağlı 87 mezra ya da karyesi bulunduğu belirtilen, Salmanlı Nahiyesi, Salmanlı Aşiretlerinin çoğunlukla yaşadığı bir bölge olduğu yine aktarılan bilgilerdendir. 1530 yılında Bozok, Zülkadiriye Eyâletine bağlı nahiye, 1590’lı yıllarda kaza; 1846 yılında Bozok Eyâletine bağlı nahiye; 1867 yılında Keskin-Bozok-Ankara Eyâletine bağlı nahiye; 1872 ve 1892 yıllarında Sungurlu-Yozgat-Ankara Eyâletine bağlı nahiye; 1897 yılında Dinek-Maden (Keskin)’ine bağlı nahiye; 1924 yılında Yozgat’a bağlı nahiye olduğu belirtilmiştir.Yerköy İlçesi;Adını yörede yaygın olarak yaşayan Yerköy Aşiretinden almış olan bu şehir, köy iken; 1935 yılında Yozgat’a bağlı nahiye, 1945 yılında da yine, Yozgat İline bağlı iken kaza statüsü almıştır.Kızılkocalı Nahiyesi;Şefaatli İlçesinin eski adı olup, nahiye merkezi adı geçen ilçenin“Yassıağıl Köyü”nün bulunduğu yer olduğu bilgileri aktarılır. Kızılkocalı adı son yüzyılımıza kadar süre geldiği yine, aktarılan bilgilerdendir. Şefaatli adının ise yörede bulunan ve “Hacı Şefaatli”adıyla kaynaklarda yer alan köyden geldiği anlaşılmaktadır.1530 yılında Bozok, Zülkadiriyye Eyâletine bağlı kaza 1846 yılında yine, Bozok Eyâletine bağlı kaza olduğu bilgileri aktarılmaktadır.Bali Nahiyesi; İdari sahası, bu günkü Yozgat İlinin bulunduğu saha olduğu sanılır. Bazı kaynaklarda “Baltı” adıyla da kaydedilen bu nahiyenin XVI. Yüzyılda 56 bağlı yerleşim yeri köyü olduğu belirtilir.Yukarı Kınık Nahiyesi;“Kanak-ı Bala” adıyla da kaydedilen bu nahiyenin Yozgat İli Sarıkaya İlçesi’nin kuzey doğusunda kurulduğu belirtilmektedir. XVI. Yüzyılda bağlı 60 yerleşim yeri-köyü bulunduğu bilgileri aktarılan bu nahiyenin daha sonraki yüzyıllarda lağv edildiği anlaşılmaktadır.Aşağı Kınık Nahiyesi; “Kanak-ı Zir” adıyla da kaydedilen bu nahiyenin Yozgat İli Yerköy İlçesi ile Şefaatli İlçeleri arasında kurulduğu anlaşılmaktadır. XVI. Yüzyılda 44 yerleşim yeri-köyü bulunduğu belirtilen bu nahiyenin daha sonraki yüzyıllarda lağv edildiği anlaşılmaktadır.Karadere Nahiyesi; XVI. Yüzyılda 49 bağlı yerleşim yeri-köyü bulunduğu belirtilen bu nahiyenin merkezinin Yerköy İlçesi ile Şefaatli İlçesi arasında bulunan “Karasu” adı verilen vadide olduğu belirtilir. Yukarıda konu edilen diğer nahiyeler gibi burası da daha sonraki yüzyıllarda lağv edildiği anlaşılır.Çiçekdağı İlçesi; Tarihte “Mahaonos, Boyalık, Mecidiye” adıyla adlandırılan ilçe, 1530 ile 1545 yıllarında Bozok Livasına bağlı nahiye; 1869, 1924 yıllarında Kırşehir-Ankara Vilayetine bağlı kaza; 1954 yılında Yozgat’a bağlı kaza iken, Kırşehir’e bağlandığı belirtilmiştir. Akçakent İlçesi; Çiçekdağı İlçesine bağlı bir köy iken XIX. Yüzyılın son çeyreğinde Ruslar tarafından zorunlu göçürülen Kafkas ahalisi Çerkez Aşiretlerine mensup 82 aile yerleştirilerek burası şenlendirilmiştir. Burası, zorunlu yolculuklarında kaptıkları “Sıtma”hastalığı ile anıldığı ve uzun süre bu adı taşıdığı belirtilir. 1965 yılında “Şehri Cedid” adıyla da anıldığı belirtilen bu yerleşim yerinin adı değiştirilerek Akçakent’e dönüştürülmüştür. Çiçekdağı İlçesi’ne bağlı kasaba iken, 1990 tarih ve 3644 Sayılı Kanunla ilçe statüsü verilmiştir.İneballı Nahiyesi; Tarihi vesikalarda “Hüseyin Hacı-İneballı-Kethüda-Hüseyinli, Kızılırmak” adlarıyla kaydedilir. XVI. Yüzyılın ilk çeyreğine ait kaynaklarda Kara Hisâr-ı Demürlü’ye bağlı “Hüseyin Hacı” adıyla karye; 1846 yılında Kengiri (Çankırı) Sancağı, Bozok Eyâletine bağlı kaza; 1889 yılında Kalecik kazası, Ankara Vilayetine bağlı nahiye; 1990 yılında da Çankırı Vilayetine bağlı kaza olmuştur.Balişeyh İlçesi; Kırıkkale İlinin bir ilçesi olan bu yerleşim yerinin 1989 yılında ilçe olduğu ve geçmişte “Abdurahmanbeyobası” adıyla da anıldığı belirtilmektedir.Şabanözü İlçesi; Günümüzde Çankırı İlene bağlı müstakil bir ilçe, tarihte Kalecik Kazasına bağlı bir karye olduğu ve geçmişte “Bayanözü” adıyla anıldığı bilinir.Eldivan İlçesi; Çankırı İline bağlı olan bu yerleşim yeri, Dümeli Ovası çevresinde kurulmuş olmasından dolayı bu adı taşımaktaydı. 1944 yılında nahiye statüsü almış olan bu yerleşim yerinin, 1960 yılında adı değiştirilmiş ve bölgesinde bulunan “İldivan-Eldivan” dağına izafeten “Eldivan” adı verilmiştir.Söz konusu şehir ve bunlara bağlı köylere ilişkin ayrıntılı bilgi;“ÇORUM, YOZGAT, KIRIKKALE, KIRŞEHİR, ÇANKIRI YÖRESİNDE OĞUZ BOYLARI” Adlı kitabımızda verilmiştir: